Suyun donmuş hali

Norveçli bilgin Pellas’ın başkanlığında ki bir ilim heyeti, 1789 yılında Kuzey Sibirya’da büyük bir inceleme seferine çıkmıştı. Ancak kışın o yıl vaktinden çok önce bastırıvermesi Pellas ile heyetini çok zor durumda bırakmış, Sibirya’nın o uçsuz bucaksız düzlüğü bir anda büyük bir buz çölü halini alıvermişti. Devamlı yağan kar yüzünden ilim heyeti dönmekte büyük zorluğa düşmüş, bu yüzden yolunu da kaybetmişti. Gezinin elde olmayan bu sebep yüzünden gecikmesi karşısında yiyecek stokları da tükenmiş ve büyük bir açlık başgöstermişti. Bilgin Pellas ile arkadaşları açlıktan bitkin bir haldelerdi. Heyette bulunan, kızak çeken köpekler ise açlık karşısında büsbütün huzursuzlaşmışlardı. Heyet Lena Nehri ağzını güçlükle bulabilmişti. Akşam bastırmak üzere idi Pellas burada konaklamanın doğru olacağını düşündü. Kızaklar çözüldü, denkler açılıp çadırlar kuruldu. Kızaklardan çözülen köpeklerin birdenbire havlayıp koşmaya başladıklarını göre Pellas ile arkadaşları buna bir mana verememişlerdi. Yerleri koklayarak sinirli bir şekilde havlayıp koşuşan hayvanlar kamp yerinin biraz ötesinde bir noktada durup çılgınca yeri eşelemeye başladılar. Yeri örten karlar, köpeklerin bu çılgınca eşelenmesi karşısında uçuşuyordu.

Pellas ile arkadaşları köpeklerin eşeledikleri yere doğru koştukları zaman karşılaştıkları manzara karşında hayretten donakaldılar. Köpeklerin eşelediği yerin altından bir buz tabakası çıkmıştı ve buzun altında o güne kadar bir eşini daha görmedikleri irilikte bir hayvanın gözleriyle kırışık derili yüzünün bir kısmı görülüyordu. Pellas ile arkadaşları buzun üzerindeki karları kürekle açtıkları zaman bunun tarih öncesi devirlerde yaşadığı bilinen dev bir mamut olduğunu anladılar. Mamutun ve etinin binlerce yıl bozulmadan dayanabilmesinin buzlar arasında kalmış olmasından ileri geldiği anlaşılıyordu. Bu buluş insanlık aleminde yeni bir ufkun açılmasına sebep oldu. Bu örneğin verdiği ilham ile ilim ve fen ele verip incelemelere ve çalışmalara konuldu. Özellikle yaz aylarında sıcak havanın çok daha çabuk bozulmasına yol açtığı yiyecek maddelerini koruyacak buzun temini yolunda çalışmalar başladı. 

Bu yoldaki ilk başarı, İngilizlere ait oldu. Perkins adında bir ilim adamı, eter yardımıyla ilk buzu elde etti (1834). Bu, büyük bir aşamaydı şüphesiz ki. Perkins’in açtığı bu yoldan yürüyen diğer bilginler, ortaya yeni yeni buluşlar çıkardılar. Eterin yerini önce amonyak daha sonra da kükürt oksidi aldı. Bunu dondurucu hassası kuvvetli diğer gazların yardımı izledi. Takvimler 1860 yılını gösterirken Carre, ondan on dört yıl sonra da (1874) Linde bu yolda önemli aşamalar kaydettiler. 1876 yılında da Picket, ortaya çıkardığı yeni bir sistem ile bu konuda bir devrim meydana getirdi. 

Buz yalnız yiyecek maddelerini korumak, sıcak günlerde içecek maddelerini soğumakta kullanılmadı. Tıp dünyası da buzun büyük faydalarını tespit etti. Hastaların başına torbalar içinde konulan buz, insan sağlığında önemli bir rol oynarken bir takım ilaçların korunmasında da en büyük bir yardımcı olmuştu. Sonra endüstri bu yoldan faydalanmaya başladı. Sıvı halindeki otomobil lastiklerinin soğutulması ve çikolataların kalıp halinde dondurulmasında buzun büyük yardımı görüldü. Önceleri atölyelerde suyun bir takım gazların yardımı ile büyük kalıplar halinde dondurulmasıyla elde edilen buzu daha sonra ”Buzdolabı” adını verdiğimiz soğuk hava makineleri izledi. Soğuk hava veren bu makineler de en büyük bir ihtiyaç maddesi olarak insanlığın hizmetine girdi. Böylelikle soğuk hava temini ile yemeklerin ve gıda maddelerinin bozulmasını evlerin içinde önlemek mümkün oldu. 

Cevap: Buz

Diğer Sorular ve Cevaplar

Related posts