Yazma aracı

Meramını anlatmak ihtiyacını önceleri kayalar üzerine sert cisimleri sürterek gidermeye çalışan sonra çiviye benzer aletlerle fırında pişirilmiş kil tabletler üzerinde kazıma suretiyle yazılar yazan insanoğlu parşömen ve papirusun ortaya çıkmasından sonra daha yumuşak uçlar aramak lüzumunu hissetmişti. Zira bu ince satırların sert ve keskin cisimlere tahammülü yoktu, derhal delinip yırtılıyordu. Kağıt ve mürekkebin ortaya çıkmasıyla yazı yazmak için yeni yeni kalem türleri bulundu. Bu yolda kamıştan, kaz tüyüne geçildi. Kazların en iri sert tüylerinin ucu keskin bıçaklarla çentilmek suretiyle kalem haline getirildi ve mürekkebe batırılarak kağıt üzerinde bunlarla yazı yazmaya koyuldu. Çok geçmeden irili ufaklı kamışlar ve kalınlı inceli tüyler insanoğlunun elinde sanat eserleri yaratan aletler oldu. Özellikle Türkler, yazı sanatında bu kamışların yardımı ile şaheserler meydana getirdiler. Türk hat sanatının en güzel örnekleri bu kamış kalemlerin ucunda kağıtların üzerine döküldü. Bugün dahi bütün dünyanın haklı olarak takdirini kazanan Türk hat sanatı için önemli bir adımdı. 

1790 yılında Conte adında bir Fransız, Pariste bugün kullanılan kurşun kalemlere pek benzeyen kalemleri ortaya çıkardı. Conte, grafiti öğüterek toz haline getirdikten sonra bunu belirli bir oranda kille karıştırıp hamur haline getirdi ve bunları presler içinde sıkıştırdıktan sonra çeşitli şekillerde fırınlayarak muhtelif sertlik ve yumuşaklıklar da kalemler elde etti. 1828 yılında Birmıngham’da Gillot adında bir İngiliz, kamış ve tüy kalemin yerini alacak büyük bir buluşla ortaya çıktı. Çelikten incecik yazı uçları yapmasını başardı. Yontma ihtiyacı olmayan bu madeni uçlar pek çabuk tutunu verdi. Bunun tabi bir sonucu olarak Gillot, hemen iki yıl sonra (1830) bu işi fabrikasyon haline getirmek zorunda kaldı. Bu arada bu uçları bir takım yeni buluşlar ile daha iyi yazan ve çok daha kullanışlı bir hale getirmişti. Gillot, ucun tam ortasına deldiği bir delikle mürekkebin muntazam şekilde akışını temin etmiş, ayrıca belirli bir esneklik verebilmek amacıyla ucun iki yanına çatlaklar açmıştı.

Bu yeni uçların çıkmasıyla madeni yazı uçları daha büyük bir ilgi kazanıverdi. Gillot, on yıl sonra fabrikasında 100 metrekarenin üstünde çelik levha işlemişti. Bir yılın içinde böylesine büyük bir tüketim ile karşılaşmak, kamış ve tüy kalemlerin tarihe karışması demek oluyordu. Nitekim de öyle oldu. Bu uçlar bir sapın ucunda, mürekkep hokkasına batırılmış suretiyle yazabiliyordu. Mürekkebi de içinde bulunan yeni bir kalem daha büyük kolaylık sağlayacaktı. Bu konuda çeşitli kimseler hayli uzun uğraşmalar yaptılar. Nihayet Watermann adında bir Amerikalı bu fikri tatbik sahasına koyan ilk kişi olmak şerefini kazandı. Mürekkebi, içindeki bir depoda bulunan ilk dolmakalemleri yaptı Mr. Watermann. Bu buluşu da ayrı bir önem taşıyordu şüphesiz ki. Watermann’ın dolmakalemleri pek kısa bir zamanda bütün dünyayı kaplayıverdi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikan Hava Kuvvetleri mensup havacıların uçakta rahatça kullanabilecekleri ve hava basıncına dayanıklı bir kalem türü aranırken bugün ”Tükenmez” adıyla andığımız bilya uçlu kalemler ortaya çıkarıldı. 

Cevap: Kalem

Diğer Sorular ve Cevaplar

Related posts